GÖKYÜZÜNDEN KÖKLERE YOLCULUK

Main Article Content

Elay Katan

Özet

Yağmurlu, soğuk bir gündü ve iğde ağacı yalnızlığından yakınıyordu fakat arazideki tek ağaçtı. Boş arazide unutulmuştu adeta. Ne sulayanı vardı ne de altında dinlenip derdini anlatan biri. Uzaklarda gördüğü bir erik ağacına anlatıyordu derdini sessizce. Rüzgâra söylüyordu derdini, sevincini. Ve tek isteği yanında kalacak biriydi.


Günler birbirini izlerken iğde ağacı yalnızlığıyla başa çıkmayı öğrenmeye başlıyordu. Artık kederlenmektense hayal kurmayı ve sahip olduklarıyla yetinmeyi tercih ediyordu ki bir gün ağaç, yine erik ağacının güzelliğini izlerken bu ıssız yerde bir kuşun dalına konmasıyla irkildi. Yıllardır o kadar hayal kurmuştu ki bu kuşun gelmesi de hayal gibiydi onun için. İşte bu yüzden ağzını açıp tek kelime edemedi. Belki de kuşun irkilip kaçmasından korktu. Kuşun dallarında yuva yapmaya başladığını görünce kuş ile konuşmaya karar verdi. Kuş görmüş geçirmiş bir kuştu ve ağacın konuşması ona hiç yabancı geçmedi, bilakis günlerdir konuşmamasıydı garip olan ona göre. Fakat bu garipseme onların yakınlaşmasını engellemedi. Ağaç o kadar uzun zamandır konuşmamıştı ki içini dökmek için yıllardır bu kuşu beklemişti adeta. Kuşa rüzgârdan, erik ağacından, hayallerinden, kuşlara ne kadar imrendiğinden bahsetti. Kuş ise onun hayallerini dinleyerek elindeki hiç önemsemediği şeylerin birilerinin hayali olduğunu gördü. Sordu ağaca hayallerini. Ağaç sıraladı; çevremi yukarıdan görmek ve ilerilere bakmak, uçmak, gökyüzüne ulaşmak, diğer ağaçların kokularını duymak, meyvelerini görmek... Kuş tüm bu hayalleri pür dikkat dinleyerek, gerçekleştirmeye kadar verdi. Uçtu, gezdi, hissetti her şeyi. Gelip anlatmaya başladı ağaçların meyvelerini, kokularını; gökyüzünün yükseklerindeki rüzgârı, bulutu. Her gün anlatmaya devam etti ağaca tüm bunları. O anlattıkça iğde ağacı daha da içine kapandı. Hayallerinin çalındığını hissetti köklerine kadar fakat sustu. İstisnasız her gün dinledi kuşu. Dalları her geçen gün aşağı doğru eğiliyordu ve artık, sadece hayal kurduğu günlerdeki kadar hızlı uzayamıyordu, hatta gün be gün gökyüzünden uzaklaştığını hissediyordu. Tek mutluluğu ve yaşamak için umut kaynağı hayran kaldığı erik ağacından bahsetmemiş olmasıydı. Kuş duymasın diye sustu ve umutla bir gün hemen yanında bir erik ağacının yetişmesini diledi kuş cıvıltıları arasındaki yok oluşuyla.

İndirmeler

İndirme verileri henüz hazır değil.

Article Details

Bölüm
Makaleler